Av.Selihan Dicle ŞİMŞEK Diğer Yazıları

Son günlerde  yaklaşık 50 milyon vatandaşımızın kimlik bilgilerinin ele geçirilerek,herkese açık bir şekilde de yayınlandığının anlaşılması üzerine ; hukuk dilinde sıklıkla kullanılan “kişisel veri” kavramı , herkes tarafından irdelenmeye başladı.Oysa ki “kişisel veri” dediğimiz şey , yalnızca kimlik bilgilerimizden ibaret değildir.

İnsan olarak evrendeki yerimizi aldığımız andan itibaren , şahsımıza özgü verilerle donanmaya başlamaktayız.Ancak  bilişim sistemlerinin  kullanılmaya başlanması ve yaygınlaşması sonrası,başka bir deyimle , insan yaşamının teknolojiye entegre olmasıyla önem ve problem teşkil etmeye başlamıştır.

Kişisel Veri Nedir ?

07.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununda Kişisel Veri ; “Kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” olarak tanımlanmıştır.

Kişisel Verilerimiz Nelerdir ?

 Kimlik bilgileri,adres bilgileri,dini inanç, cinsel tercih, etnik köken, suç geçmişi, politik eğilim,kişisel özel aktivitelere ilişkin bilgiler,mali varlık,hisse ve hesaplar, borçlar,alış verişler, kredi kartlarına ilişkin veriler, kişinin nerede ve kimlerle bulunduğu,hastalıklar,hastane kayıtları ,e-posta  adresleri veya şifreleri ,siyasi tercihler,parmak izi,genetik bilgiler,kan grubu vs…”

Özetle kişinin, yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı, istediğinde başka kişilere açıklayarak ancak sınırlı bir çevreyle paylaştığı kişinin kimliğini belirleyen veya belirlenebilir kılan, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli, gerçek kişiye ait her türlü bilgidir.(Yargıtay 12.Ceza Dairesi)

Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme,Yayma,Ele Geçirmenin Cezası

Türk Ceza Kanunun 136.maddesi uyarınca ; kişisel verileri hukuka aykırı olarak vermenin,yaymanın ve  ele geçirmenin cezası 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır.Bu suçu; kamu görevlisi,görevinin verdiği yetkiyi kötüye kullanarak veya kişi, belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanarak işlerse bu ceza yarı oranında artırılır.

Şayet kişisel verileri yayma suçunu oluşturan fiil  , aynı zamanda kişinin onur,şeref ve saygınlığını rencide edecek bir şekilde gerçekleşmişse ; ayrıca Türk Ceza Kanununun 125.maddesi uyarınca “hakaret” suçundan da hüküm kurulabilir.

Kişisel Verileri Kaydetmenin “Halk Dilinde Fişlemenin” Cezası

Türk Ceza Kanunun 135.maddesi uyarınca Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye 1 yıldan 3  yıla kadar hapis cezası verilir.Kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

Kanun lafzından anlaşılacağı üzere ; ilgili suçlar yönünden “hukuka aykırı şekilde” koşulu aranmaktadır.Bir kanun hükmünü yerine getirme ve ilgilinin rızası olması halinde suç oluşmamaktadır,bunlar hukuka uygunluk nedenlerindendir.

Kişisel Verinin “Sır” Olması Şartı Yoktur !

Suç tanımında kişisel verilerin bilgisayar ortamında veya kağıt üzerinde kayda alınması arasında bir ayrım gözetilmemiştir.Türk Ceza Kanunun 136. maddesinde tıpkı 135. maddesinde olduğu gibi korunan hukuki değer genel olarak kişilerin özel hayatı ve hayatın gizli alanı, özelde ise kişisel verilerdir. Bu düzenlemeler ile tüm kişisel veriler koruma altına alındığından kişisel verilerin mutlaka gizli olması zorunlu değildir. Gizli olmayan ve herkes tarafından bilinen kişisel veriler de hukuka aykırı eylemlere karşı korunmalıdır. Zira kişisel verilerin korunmasına ilişkin suçlarda korunan hukuki değer "sır" olmayıp, verinin ilgilisi olan kişinin kişilik haklarıdır.(Yargıtay Ceza Genel Kurulu)

Kişisel Verileriniz Çalınırsa Hukuki Başvuru Yolu

Kimlik bilgileri dahil her tür kişisel verileri;  ele geçirilen,yayılan,kaydedilen kişiler ; Cumhuriyet Başsavcılıklarına başvurmak suretiyle şüphelilerin  tespiti ve cezalandırılması için şikayette bulunabilirler.Türk Ceza Kanununun 139. Maddesi uyarınca , bu suçlar  şikayete bağlı suç tipleri olmayıp resen kovuşturmada mümkündür.Yani  suçun bizzat muhatabı olan kişi şikayetçi olmasa dahi kamu adına resen soruşturma başlatılabilir.Kaldı ki ; gündemde olduğu üzere 50 milyon kişiye ait kimlik bilgilerinin çalınması ve yayınlanması üzerine  Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı konuya ilişkin , bireylerin ayrı ayrı şikayeti olmasa da resen soruşturma başlatmıştır.

Tüm bu bahsettiklerimiz çerçevesinde diyebiliriz ki ; bir kişiye ait kimlik bilgilerini yaymakla ; bir kişinin “rızası dışında”  telefon numarasını,etnik kökenini,siyasi tercihini herhangi bir şekilde yaymak arasında hiçbir fark yoktur,aynı suçtur,cezaları aynıdır.Oysa ki ; özellikle sosyal paylaşım sitelerinde bu tür bilgilerin bilinçsizce paylaşıldığını,bahis konusu yapıldığını sıklıkla görmekteyiz.Bir cezası olduğunu bilmeden suç işliyor olabilirseniz de “Ceza Kanununu bilmemek mazeret sayılmadığından” bir gün siz de , yapmış olduğunuz “sizce masum” bir paylaşımdan dolayı, bu suçun sanığı durumuna düşebilirsiniz… 
                                                                        
Av.Selihan Dicle ŞİMŞEK